7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama


Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu


YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur


haydar-colakoglu-teb




haydar-colakoglu-teb-genel-mudur


Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye


Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!



“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

5 Nisan 2016 Salı

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.



Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU


Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.

Dudakları kapatarak gülümsemek



Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.

Kendini beğenmiş gülümseme



Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.

Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.

Yarım gülümseme



Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.

Ağız açık gülümseme



Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)



Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Mayıs 2015 Cuma

HAYAT KISA EĞLENELİM AGA!



Yetişkinlerin ve çocukların, doyasıya eğlendiği VIALAND Tema Park, hayatın eğlenceli yönünü sizlere hatırlatmak ve en güzel şekilde yaşatmak için hizmetinizde. 120.000 metrekarelik alanda konumlandırılan Türkiye’nin ilk ve tek tema parkı olan VIALAND, birbirinden farklı üniteleri, maskotları, etkinlikleri ve rengarenk yüzü ve sınırsız eğlencesi ile büyük küçük herkesi bekliyor.

Vialand;  Nefeskesen, Viking, Maceraperest, Çılgın nehir, Fatih’in Rüyası gibi  birbirinden eğlenceli onlarca  ünitelerinin yanı sıra, Kaptan Gaga, Vega ve Apostrof gibi karakterler ile de neşenize neşe katacak.

Bünyesinde bulundurduğu Alışveriş Caddeleri, Tema Park, VIALAND Palace Hotel ve Gösteri Merkezi ile, kendi alanında bütünleşik ve birebir eşi olmayan bir konsepte imza atarak dünyada bir ilki gerçekleştiren Vialand, 7’den 77’ye herkesi sınırsız eğlence ve özgürce alışveriş için davet ediyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Aralık 2014 Cuma

Can Bonomo ile Rocco'lu Ev Oturmasına Bu Blogdan Katılabilirsiniz!



Her zaman genç, renkli, eğlenceli ve dinamik olanların tercihi Rocco’dan Can Bonomo hayranlarına büyük sürpriz! Ev konserleri konseptiyle, canlı olarak online yayınlanacak olan “Can Bonomo ile Rocco’lu Ev Oturması”, Can Bonomo hayranlarını müziğe doyuracak…



Sıcacık ev ortamında eğlence ve müzik dolu dakikalar sunacak olan Can Bonomo ile “Rocco’lu Ev Oturması” konserlerinin ilki 28 Aralık günü saat 20:30’da gerçekleşecek. Bu benzersiz konser serisine katılmak isteyen Can Bonomo hayranlarının tek yapması gereken ise Rocco’nun Twitter, Facebook, izlesene.com ve Vine hesaplarında gerçekleşecek yarışmaları kazanmak olacak.




Can Bonomo’nun, doğal ev ortamında gerçekleştirdiği ve canlı olarak benim blogumda da izleyebileceğiniz bu konserler için sizleri bol sürprizli ve eğlenceli yarışmalar bekliyor. Can Bonomo hayranları Facebook, Twitter, izlesene.com ve Vine kanallarından duyurumu yapılacak yarışmalara katılarak ev konserlerine katılma şansına sahip olacaklar.  Son konser ise yine bu yarışmaları kazanan bir talihlinin evinde gerçekleşecek. Rocco’nun renkli ve eğlenceli dünyası, gençlerin, yeni ve yaratıcı paylaşımlarıyla daha da renklenecek, Can Bonomo’yla ev oturmaları herkese keyif verecek. “Rocco’lu Ev Oturması” konserleri serisinde Can Bonomo’nun eşsiz performanslarına canlı tanıklık edemeyecek hayranları içinse tüm konserler Rocco’nun izlesene.comFacebook hesapları ve de benim blogum üzerinden online olarak canlı yayınlanacak.

28 Aralık Pazar günü saat 20:30’da aşağıdaki ekranda konseri canlı olarak izlemek için burada buluşalım!




Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Ekim 2014 Pazar

Şehir Cazla Buluşuyor!



Her yıl, caz ruhunu şehrin dört bir yanına taşıyan, cazın ustalarından yeni seslerine birçok farklı konserle cazseverleri bir araya toplayan Akbank Caz Festivali, bu yıl 23 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında 24. kez gerçekleşiyor. 10 gün sürecek festivalde; bir Grammy ve iki Altın Küre ödüllü Jamie Cullum, rocktan caza onlarca farklı türü ustaca bir araya getiren başarılı trompetçi Ibrahim Maalouf,  “Rolling Stone” dergisi tarafından 2013 yılında “En İyi Bağımsız Sanatçı” seçilen Chet Faker, İtalyan cazının müzik dünyasına en önemli katkılarından biri olan Mario Biondi ve daha birçok önemli isim yer alıyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da cazın dünyaca isimlerini ağırlayacak olan festival kapsamında Kenny Barron, Dave Holland ikisinin yanı sıra Christian McBride Trio, Leszek Moźdźer ve China Moses yer alıyor.  

23 Kasım’da Leszek Mozdzer, China Moses ve Ambrose Akinmusire konserleriyle başlayacak olan Akbank Caz Festivali’nde müzik severler festivalde özel farklı projeleri de izleme fırsatı bulacaklar. Klasik Osmanlı ve tasavvuf müziği alanlarında yapmış olduğu albümlerle dünya çapında bir bilinirliğe sahip olan Neyzen Kudsi Erguner ve “Alman cazının kuyruklu yıldızı” olarak tanımlanan piyanist Michael Wollny’nin buluştuğu konser kuşkusuz bu yılın en özel birlikteliklerinden biri olacak. Festivalin bir diğer özel buluşması ise Mehmet Uluğ Anma Gecesi. İlhan Erşahin'in ev sahipliği yapacak olduğu gecede, Türk caz dünyasının önemli isimleri Mehmet Uluğ anısına çalıyor olacaklar.

Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren, artık bir festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” ise 3-14 Kasım tarihleri arasında Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturacak. Festival de konserlerin yanı sıra paneller, atölye çalışmaları ve cazlı brunch’lar yer alacak.

Festival hakkında daha detaylı bilgi almak ve tüm programı incelemek için tıklayın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Heyecan Dorukta! Magnum Altın Kelebek Ödülleri 22 Haziran'da.



Türkiye bu yıl yıldızlarını Magnum ile birlikte seçiyor. Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Hürriyet Altın Kelebek Ödülleri, bu sene haz tutkunlarının vazgeçilmez markası Magnum işbirliğinde “Magnum Altın Kelebek Ödülleri” ismiyle düzenleniyor.

Kırmızı halı geçitinden sahne performanslarına tam bir Oscar havasında gerçekleşecek törende, gecenin sunuculuğunu Mete Horozoğlu üstlenecek. Onur konuğu ise büyük bir isim. Hollywood dünyasından tanıdığımız, dünyaca ünlü oyuncu Jessica Alba.

Ödüller 22 Haziran Pazar akşamı, muhteşem bir törenle sahiplerini bulacak. Bu törenin muhteşem olmasının bir başka nedeni de Magnum’un 25. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleşmesi. Jessica Alba’nın yanı sıra sahne alacak sürpriz sanatçı ve şovlar, ödüllerin heyecanına heyecan katacak.

Sanat dünyasının ünlü simaları ve iş dünyasından tanınmış isimlerle kırmızı halı röportajlarının gerçekleştirileceği gecenin ev sahipliğini Vuslat Doğan Sabancı, Hürriyet, Kanal D ve Magnum üst düzey yönetimi yapacak.

Her sene olduğu gibi Hürriyet okurlarının internet ve posta yoluyla gönderdikleri oylarla belirlenen Magnum Altın Kelebek Ödül Töreninde ödül dağıtılacak kategoriler ise şöyle:

En iyi kadın sunucu
En iyi erkek sunucu
En iyi kadın haber sunucusu
En iyi erkek haber sunucusu
En iyi yerli drama
En iyi senaryo yazarı
En iyi dizi yönetmeni
En iyi dizi müziği 
En iyi kadın oyuncu  
En iyi erkek oyuncu  
En iyi komedi dizisi  
En iyi kadın komedi oyuncusu  
En iyi erkek komedi oyuncusu  
En iyi magazin programı  
En iyi kültür-sanat programı  
En iyi Türk Pop Müziği kadın solist  
En iyi Türk Pop Müziği erkek solist  
En İyi Türk Sanat Müziği kadın solist
En İyi Türk Sanat Müziği erkek solist  
En iyi fantezi müzik kadın solist  
En iyi fantezi müzik erkek solist  
En iyi çıkış yapan solist
En iyi müzik grubu
En iyi klip
Yılın şarkısı
En iyi spor programı 
En iyi yarışma programı 

Oyuncular, müzisyenler, senaristler, yönetmenler, ve cemiyet hayatının öne çıkan isimlerinden 1500 kişinin katılımıyla gerçekleşecek büyük gece, Zorlu Center PSM’de düzenlenecek. Saat 20.00’den itibaren ise Kanal D ekranlarından canlı olarak seyredilebilecek. Türk televizyon ve müzik dünyasının en prestijli ödül töreninde görüşmek üzere.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Haziran 2014 Cuma

Olur Mu Olur...Hürriyet'in Koca Bir Sayfası Yapı Kredi Playli’nin Olur.

Yapı Kredi’nin genç kartı Play, bir kez daha “Olur mu olur” diyor ve herkese Hürriyet’te tam bir sayfa yazıyazma şansı sunuyor.

Yapı Kredi’nin gençyüzü Play, “Olur mu olur” diyerek bu sefer de 7 Play kullanıcısına Hürriyet’te gazetecilik yapma fırsatı sunuyor. Gençlerin sınır tanımayan hayallerine ilham olan Yapı Kredi Play sayesinde, Hürriyet Dünyası’nın popüler kalemlerinden İzzet Çapa, Sibel Arna, Onur Baştürk, Ahmet Can, Ömür Gedik, Cengiz Semercioğlu ve Bilgin Gökberk’in koçluğunda 7 Play’li gazeteciliği deneyimliyor. Playliler gazetecilerle birlikte bir gün geçirme ve yaşadıklarını kendi hazırladıkları haber ile  Hürriyet’te tam bir sayfa yayınlatma şansına sahip olacak.



Türkiye’nin en ünlü kalemlerinden biri ile tanışarak yazarla röportaja gitmek veya film üzerine sohbet etmek ya da 3 büyük takımdan birinin antremanına giderek futbolcularla tanışmak ve de üstüne bu deneyimleri Hürriyet’e yazabilmek için tek koşul her bir yazar için belirlenen hashtag’e en yaratıcı tweet’i atmak olacak. Atılan tweetler arasından birinciyi ise bizzat yazarın kendisi seçecek. Ayrıca, en yaratıcı tweet’in sahibi Hürriyet binasında yarım gün geçirerek ünlü yazarların çalıştığı atmosferi görme şansı yakalayarak sınır tanımayan hayallerine de kavuşmuş olacak.



Her hafta bir yazar ile devam edecek yarışma 6-12 Haziran arasında İzzet Çapa ile başladı. 13 Haziran’da Onur Baştürk ile devam ediyor.

Twitter üzerinden #benceeğlence hashtagiyle ve de Facebook Play sayfasındaki uygulama üzerinden katılım yapılabilen yarışmanın detaylarına YapiKrediPlay facebook sayfasından ve olurmuolur.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Mayıs 2014 Cuma

LINE ile sevdiklerinize ücretsiz internet hediye edin!

Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor.  Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda  internet paketi kazananlara isterlerse bunu başkalarına hediye etme olanağı da yaratıyor.

Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:

Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download

1) Etkinlik haftası olan 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında LINE arkadaşlarınıza en az 3 farklı günde mesaj, sticker ya da fotoğraf gönderin.

2) Mesaj gönderdiğiniz her gün için 1 puan kazanacaksınız.


3) 3 puanı topladığınızda, ücretsiz 50 MB internet sizin olacak!


Gerekli puana ulaştıktan sonra LINE Türkiye resmi hesabı tarafından iki hafta içerisinde bilgi mesajı alacaksınız. Mesajda belirtilen alana internet paketinin yüklenmesini istediğiniz telefon numarasını girmeniz yeterli. İnternet paketi giriş yaptığınız anda geçerli olacak ve 24 saat boyunca kullanılabilecek. Bilgi mesajının size ulaşabilmesi için LINE Türkiye resmi hesabını arkadaşınız olarak eklediğinize emin olun. Bunun için; LINE’ın ana menüsünde yer alan Diğer/Daha Fazlası > Resmi Hesaplar bölümünü kullanabilirsiniz.


50 MB’lık internet paketi, Turkcell abonesi numaralar tarafından kullanılabiliyor.  “Ama benim hattım Turkcell değil” diyorsanız üzülmeyin, bilgi mesajıyla birlikte gelen formu doldururken arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin numarasını girerek kazandığınız internet paketini onlara hediye edebilirsiniz.


Ücretsiz internet paketinize hemen sahip olmak için LINE yükleyin! http://line.me/tr/download

Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Mehmet Erdem "Acıyı Sevmek Olur Mu?" ile ekranlarda!

Geçtiğimiz ay Sony Music etiketiyle yayımladığı ikinci solo albümü “Hiç Konuşmadan” ile müzikseverlerle buluşarak; hem fiziki albüm satışlarında, hem de yasal dijital müzik platformlarında zirveye oturan Mehmet Erdem, geçtiğimiz günlerde albümün ilk video klibi“Acıyı Sevmek Olur Mu?” için kamera karşısına geçti.
Mehmet Erdem; albümün çıkışının öncesinde radyolar aracılığıyla dinleyicilerle buluşan ve kısa sürede listelerde yükselişe geçen “Acıyı Sevmek Olur Mu?” şarkısını kliplendirdi. Sözü ve müziği Cihan Güçlü imzası taşıyan şarkının video klibinin yönetmenliğini Salih Singin üstlendi. Asmalımescit’te ortak bir terasa sahip olan iki ayrı dairede gerçekleştirilen çekimlerde Mehmet Erdem’e ünlü oyuncu Türkü Turan eşlik etti. Çekimleri 13 saatte tamamlanan ve yaklaşık 20 kişilik bir teknik ekibin çalıştığı klibin görüntü yönetmenliğini ise Doğan Sarıgüzel üstlendi.
Ayrı yerlerde, farklı durumlar için aynı acıyı çeken iki kişinin ruh hallerinin ekranlara yansıtıldığı klip, seyircileri şaşırtacak bir sona sahip. Klibin en büyük özelliği ise, Mehmet Erdem’in bugüne dek oyunculuğuyla ön planda olduğu ilk video klip olması.

Aylin Aslım Türkiye'yi dolaşmaya devam ediyor!

Türk rock müziğinin en önemli kadın yorumcu ve şarkı yazarlarından Aylin Aslım, geçtiğimiz Mart ayında Sony Music etiketiyle yayımladığı “Zümrüdüanka” albümünün konserlerine devam ediyor.

Bir süredir “İşte Sana Bir Tango” klibiyle ekranlarda olan Aylin Aslım, etkileyici vokalinin ve yepyeni şarkılarının yer aldığı “Zümrüdüanka” albümüyle 26 Ekim’de İstanbul’da başlayan Türkiye turnesine devam ediyor. Turne kapsamında daha önce yedi farklı şehirde sevenleriyle bir araya gelen Aylin Aslım; önümüzdeki konserlerinde yepyeni şarkılarının yanı sıra, 13 yıllık müzik kariyeri boyunca hayranlarıyla buluşturduğu en sevilen şarkılarını da seslendirecek.


Aylin Aslım’ın yeni şehirlerin de eklendiği Türkiye turnesinin tam takvimi ise şöyle;
14 Aralık Cumartesi – Kadıköy Sahne
18 Aralık Çarşamba - Radio Pub Sakarya
20 Aralık Cuma - Beyoğlu Hayal Kahvesi 
16 Ocak Perşembe – If Performance Hall Ankara
21 Ocak Salı - Gebze Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi
24 Ocak Cuma - Beyoğlu Hayal Kahvesi

29 Kasım 2013 Cuma

İnsan Yükü Ağırdır Demiştin, Sen Benim Kanatlarımsın..

Babam ve Oğlum, Issız Adam, Dedemin İnsanları gibi filmleriyle büyük ilgi toplayan Çağan Irmak’ın, senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği ve eleştirmenlerden tam not alan “Tamam Mıyız?” vizyonda!



Hayatta hiçbir şey tesadüf değil, her şeyin bir sebebi var.. Tıpkı Temmuz ve İhsan’ın yollarının mucizelerle kesişmesi gibi..

Hayatındaki seçimleri Temmuz’u babası ile karşı karşıya getirir, maddi hiçbir destek beklemeksizin kendi hayatını yaşamak isteyen ve evinden ayrılan Temmuz, ruhunu meslek olarak seçtiği heykeltıraşlıkla arındırır. Hayatını devam ettirmek için çocuk romanları için çizerlik yapan Temmuz’un hayatı, sevgilisinden aldığı bir e-mail ile allak bullak olur. Sevgilisi tarafından terk edildiğini öğrenen Temmuz aynı zamanda da işini kaybetmiştir .Hayatı ile yüzleşen Temmuz, dibe vurmuş, yaşama küsmüştür. İhsan ise, bedensel dezavantajı sebebiyle, hayatını annesine bağlı yaşamak zorunda genç bir adamdır.  Gerçekleştiremeyeceği hayallerinin yanı sıra annesinin sırtında bir yük olmaktan da mutsuz olan İhsan’ın kurtuluşu ile ilgili tek bir fikri vardır. Ta ki Temmuz’la karşılaşana dek.. Temmuz ve İhsan hayatlarının çöküşünde, dibe vurdukları bir anda karşılaşır ve bu karşılaşma Temmuz’u hayatı, sanatı, umudu yeniden tanıyacağı, İhsan’ı  ise hayata yeniden tutunacağı bir dostluğa, başlangıca sürükler. . Farklı iki yaşamın birleşmesine sebep olan bu tesadüfî buluşma Temmuz’u İstanbul’un hiç bilmediği bir köşesine ve hiç tanımadığı bir ailenin içine sokacaktır.




Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Kasım 2013 Perşembe

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.



Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.

Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için;

http://hurriyetbenim.hurriyet.com.tr/video.aspx?k=TD0RDVVW2AR

Bir boomads advertorial içeriğidir.


3 Eylül 2013 Salı

Rap müziğin dahi çocuğundan yeni single!

Rap müziğin en önemli isimlerinin başında gelen, iğneleyici kelime oyunları ve muzip esprileri ile yalnızca rap müzikseverlerle kalmadan, birçok dinleyiciyi kendisine hayran bırakan Eminem, önümüzdeki kış yayımlayacağı albümünden ilk single çalışmasını paylaştı.

Üç yıllık bir aranın ardından, 5 Kasım'da yayımlamayı planladığı albümü "MMLP2"nin ilk single çalışması "Berzerk" ile müzikseverlerin karşısına çıkan Eminem, Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkede müzik listelerine ilk sıradan giriş yaptı. Tüm dünyada 100 milyondan fazla oyuncusu ile fenomen haline gelen "Call Of Duty: Ghosts" için de "Survival" adında özel bir şarkı yayımlayan Eminem'in yeni single'ı çok yakında merakla beklenen video klibiyle ekranlarda olacak.

www.aveamuzik.com

Aylin Aslım`dan Türk filmi tadında klip!

Geçtiğimiz aylarda yayımladığı "Zümrüdüanka" albümüyle müzikseverlerin karşısına çıkan Türk rock müziğinin önde gelen kadın vokallerinden Aylin Aslım, albümünün ikinci video klibini "İşte Sana Bir Tango" şarkısına çekti.

Sesiyle olduğu kadar canlı performansları ve yazdığı söz ve bestelerle de büyük beğeni toplayan Aylin Aslım, "Zümrüdüanka" albümünün ilk video klibini Türk rock müziğin başarılı temsilcilerinden Teoman ile düet yaptığı "İki Zavallı Kuş" şarkısına çekmiş ve müzikseverlerden tam not almıştı. Sanatçı, albümünün ikinci video klibini "İşte Sana Bir Tango" şarkısına çekti. Aylin Aslım'ın Zeki Müren ve Müzeyyen Senar'dan ilham alarak yazdığı "İşte Sana Bir Tango" şarkısının video klibi de şarkının ruhuna uygun olarak çekildi. Salih Singin yönetmenliğinde çekilen klip yaklaşık 18 saatlik bir çalışmanın ardından tamamlandı. Türk filmi tadındaki klip, bugünden itibaren tüm müzik kanallarında müzikseverlerin beğenisine sunuldu.

www.aveamuzik.com

Zakkum`a `Her Gün Sonbahar`

Rock müziğin sevilen gruplarından Zakkum, geçtiğimiz yıl yayımladıkları "Ben Böyle Değildim" single'ının ardından uzun zamandır beklenen yeni albümleriyle yeniden müzik marketlerdeki yerini almaya hazırlanıyor.

On üç yeni şarkının yer aldığı "Her Gün Sonbahar" adını taşıyan albüm, grubun geride bıraktığı 15 yıldan izler barındırıyor. Grubun dördüncü stüdyo albümü olan "Her Gün Sonbahar" albümünün kayıtları, grubun diğer albümlerinde olduğu gibi Ankara'da MK2 Stüdyoları'nda gerçekleşti. Eylül ayında yayımlanması planlanan albümde yer alan şarkıların sözleri Cem Senyücel'e, müzikler ise Yusuf Demirkol'a ait.

www.aveamuzik.com

John Newman`dan yepyeni bir single!

Geçtiğimiz haftalarda yayımladığı ilk single çalışması "Love Me Again" ile müzik dünyasına bomba gibi düşen John Newman, 14 Ekim'de yayınlanması planlanan ilk stüdyo albümünün ikinci single çalışması ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

Henüz 23 yaşında olan şarkıcı; hem söz yazarlığını, hem prodüktörlüğü, hem de tasarımcılığını üstlendiği albümü için geri sayarken yeni single çalışmasını da hayranlarıyla paylaştı. Kısa sürede dünya müzik listelerinde yükselişe geçen "Love Me Again" ile yakaladığı başarıyı bu kez de "Cheating" ile sürdürmeyi hedefleyen John Newman, çalışmaya çekilen video klipte de, "Love Me Again"in klibinin devamı niteliğinde hikayeyi devam ettiriyor.

www.aveamuzik.com

RÖPORTAJ / Ferhat Göçer - Yarabbim

Güçlü yorumu ve her biri hit olan şarkılarıyla, müzikseverlerin ilgiyle takip ettiği isimlerden Ferhat Göçer, 2013 yazını sözü ve müziği Altan Çetin imzalı olan "Yarabbim" şarkısıyla geçirdi. Müzik listelerinde kısa sürede yükselen şarkıyla ilgili Ferhat Göçer'le bir araya geldik. Yeni albümüyle ilgili tüyolar da veren sanatçı, bu hafta AveaMüzik'in röportaj köşesinin konuğu oldu.

"Yarabbim" bu yaz sık sık dinlediğimiz şarkılardan biri oldu. Peki bu şarkının size geliş hikayesi nasıldır?
Yeni albüm için şarkılarını dinlemek üzere Altan Çetin'in stüdyosuna gittiğimde bana birçok şarkı dinletti. Bu şarkı da genel olarak biraz farklı olduğu için ilk başta dinletmedi. "Yarabbim", ben ısrarla "Başka elinde nasıl şarkılar var?" diye sorduktan sonra bana dinlettiği şarkılardan bir tanesiydi. Şarkıyı dinledim çok beğendim, birden ısındım şarkıya. Sözleri bana çok samimi ve farklı geldi. Şarkıyı aldım, Ozan Doğulu'ya götürdüm. "Ne yapabiliriz?" diye sordum. "Albüm için değil ama iyi bir yaz şarkısı olabilir, biraz üzerinde çalışayım, sonra karar verelim." dedi. Biz de demo kayıtlarını yaptık ve tamam dedik. Altan ve Ozan'la birlikte karar verdik. Ben çok sevdim, benim gibi sevenler de buluştular şarkıyla.

Daha önce yaptığınız şarkılardan daha farklı altyapısı olan bir şarkı seçmeniz, sizin bilinçli bir tercihiniz miydi?
Farklı bir şey yapma isteğiyle değil, albüm şarkısı bulmak amacıyla Altan'ın stüdyosuna gitmiştim ama farklı bir şey bulunca da kaçırmak istemedim açıkçası. Çünkü alt yapı açısından biraz majör armonik bir yapısı olan bir şarkı. Standart, sezon içinde çalınan, sadece benim değil, genel olarak müzik sektöründe çalınan şarkılardan altyapı olarak biraz daha farklı. Belki bu da beni cezbetmiş olabilir. İçindeki değişiklik duygusu, farklı bir ruh en azından bugüne kadarki çalışmalarımıza farklı bir pencere açması açısından da cazip gelmiş olabilir.

Her ne kadar bir değişiklik barındırsa da, yine de müzik listelerinde başarıya ulaşan, risk teşkil etmeyen bir şarkı oldu. Dinleyicilerden nasıl tepkiler aldınız?
Stüdyoya girerken Ozan ve Altan'la da konuştuğumuz şey, bu şarkının ne olabileceği, en fazla nasıl bir risk teşkil edebileceği oldu. En fazla çok büyük ses getirmez dedik. Aslında bu şarkının alt yapısı açısından da niteliği ya da mesajları açısından da çok büyük bir riski yok. Anlattığı şeyler aslında genel olarak toplumumuzun gerçekleri. İnsanların yaşadığı ortak duygular. Bu açıdan biz o riski göze almak istedik. Onun haricinde; herhalde belli bir zamandan sonra, belli bir kariyere ulaştıktan sonra da bu tarz denemeler ve heyecanlar insanı daha fazla cesaretlendiriyor. Yolda yürürken bir durup nefes almak gibi, şarj olmak gibi geliyor bana. Ben çok mutlu oldum bu şarkıyla karşılaştığım için.

Peki son albüme geri dönersek, "Seni Sevmeye Aşığım" albümüne dair tüm promosyon çalışmalarınız bitti mi?
Evet, bundan sonra dinleyicileri Eylül - Ekim gibi yeni albümle buluşturmayı düşünüyorum. Şarkılar tespit edildi. Ozan Doğulu, Selim Çaldıran ve Haluk Kurosmanla birlikte çalışmalarımız devam ediyor.

Haluk Kurosman'la ilk defa çalışıyorsunuz, öyle değil mi?
Evet ilk defa çalışıyoruz.

O zaman yeni albüm daha çok rock altyapıları duyabileceğimiz bir albüm olabilir mi?
Tam olarak rock altyapılı bir albüm olmayacak. O benim tarzımı bilir, ben onun tarzını bilirim, biraz ortada bir şey yapacağız. Farklı bir sentez olacak. Ben de çok merak ediyorum. Stüdyoda dinlediğim şeyler çok güzel. Şu an beş şarkı var. Bir tanesi Haluk'a, üç tanesi bana ait. Bir diğeri de besteniyolla.com üzerinden geldi. Farklı bir lezzet. Tarif edemem size. Güzel bir pop rock albümü olacak diyebilirim.

Cover olacak mı?
Hayır yok, hepsi orijinal, sıfır parçalar.

Amatör besteci ve söz yazarlarına destek verdiğiniz besteniyolla.com'dan biraz bahsedebilir misiniz?
Aşağı yukarı dört yıl önce ortaya çıkmış bir projeydi. Ben arkadaş ortamlarında, sosyal ortamlarda bulunduğum zamanlarda bana CD'ler getiriyorlardı, dinlememi rica ediyorlardı. Amatör müzisyenlerin çalışmaları elime ulaşıyordu ama iş yoğunluğum gereği o hengame içerisinde köşede bucakta kalıyordu, gereken ilgiyi gösteremiyordum. Oturduk nasıl bir şey yapalım dedik, bunu bir havuzda toplamaya karar verdik. O dönemde radyo ve televizyon programı da yaptığım için, bu oluşumun anonslarını yaptığımızda bir anda çok büyük bir ilgiyle karşılaştık. Alt yapımızı büyütmek zorunda bile kaldık. Orada canlı yayında anons ettiğim gecelerde, neredeyse bir gecede 500 eserin geldiğine de şahit oldum. Eserlerin çoğu belki çok amatördü, bize hitap etmeyen şeylerdi ama bunun ciddiye alınıp, insanların oraya eserlerini göndermesi bile bizim ona ilgi göstermemiz gerektiğinin açık göstergesiydi. Bu açıdan ben iki buçuk sene içerisinde 13.000'e yakın gönderilmiş eser dinledim. Bir önceki albümde "Yanına Kalmaz", "Ayrılsak Ölürüz Biz", "Unutmuş Çoktan", "Bundan Sonra" gibi eserleri hep besteniyolla.com üzerinden buldum. Şöyle bir şansımız da oldu, bir çok söz yazarı ve besteci arkadaşımız kendi albümlerini piyasaya sürdükleri için ciddi bir şarkı krizi de çıkmıştı o dönemde. Ortada yeni albüm için arzu ettiğim, heyecanlandığım şarkı bulamaz haldeydim. Bu site bana ciddi bir destek verdi. Bu albümde de yine iki şarkı var oradan gelen. Dinlemeye devam ediyorum ve göndermeye de devam ediyorlar.

Oradan bir yıldız adayı çıkar mı sizce?

Gözde Boynukısa, Eyüp Mercimek ve Ayhan Kılıç bu albümün bence yıldızlarıydı ve tahminimce onlardan çok daha güzel şarkılar gelmeye devam edecek. Müzik camiasında eserleri dinleyen insanlar muhtemelen bu müzisyenlere kulak kabartmışlardır. Çıkaracakları yeni şarkılar onları başka bir yere muhakkak taşıyacaktır. Hayal bile etmedikleri bir konuma sahip olabilecekler.

Biraz da "Aşk Sanatı"ndan bahsedelim mi?
Yıllardır küçük senaryolarını ve şiirlerini yazdığım bir defterim vardı benim. Orada canım sıkıldıkça ya da okuduğum kitaplardan esinlendikçe bir şeyler kaleme alıyordum. Albüme almadığım bazı bestelerim de vardı. Bunları birleştirip bir tiyatro sahnesinde çok özel konuklara bunları yapabilir miyim diye kafamda senaryolaştırdım. Sonra müzikleri yerleştirdim ve iki yıl önce hayal ettiğim şeyi sahneleme fırsatı buldum. Tahmin ettiğimden daha büyük bir ilgiyle karşılaştım. Çok şahsına münhasır bir iş oldu ve iki yıldır da devam ediyor. Muhtemelen önümüzdeki sezon da yine devam edecek gibi görünüyor. Her ayın sonunda Salı akşamları gösterimiz devam ediyor. "Aşk Sanatı"nı tek kişilik bir oyun gibi düşünün. Bir hikaye anlatıyor aslında. Doğumdan ölüme kadar geçen süreci düşünün, o süreci anlatan bir konu bütünlüğü var. Bunu bir konser olarak algılamamak lazım. Farklı bir lezzet, farklı bir tat, şiirlerle, hikayelerle süslenmiş şarkılar diyebiliriz.

Oyunculuğa göz kırpar mısınız peki?
Hayır hiç niyetim yok böyle bir şeye. "Aşk Sanatı"nda ben kendi yazdıklarımı aktarıyorum zaten. Ferhat Göçer olarak oradayım, başka bir şahıs olarak değil. Teklifler de geldi zamanında ama ben zaten başka bir meslekten müzisyenliğe geçtim. Herhangi başka bir şey için ne çaba sarf etme ihtiyacı içindeyim ne de böyle bir beklentim var.

Önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğünüz projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Yeni albüme yoğunlaşmış durumdayım, şu anda beni en çok heyecanlandıran şey yeni albüm. Avrupa turnesinden yeni döndük. Türkiye'de konserlerimiz devam ediyor. Ekim ayında bir Avustralya var, ardından bir Amerika seyahatimiz olacak. Koşturmacamız sürüyor.

www.aveamuzik.com

Aynur Aydın`dan albüm öncesi müjde!

2011 yılının Kasım ayında yayımladığı ve 13 şarkının hem Türkçe hem de İngilizce versiyonlarıyla yer aldığı ilk albümü "12 Çeşit La La - 12 Ways To La La" ile Türkçe pop severlerin yanı sıra yabancı müzik dinleyicilerinin de dikkatini çeken Aynur Aydın, 2013 yazını yepyeni bir single ile noktaladı.

Bir yandan albüm çalışmalarına da hız kesmeden devam eden Aynur Aydın, yeni single'ı "Life Goes On" ile müzikseverlerle buluştu. Yeni albümün habercisi niteliğindeki "Life Goes On", Ağustos aynın ortasında Türkiye'de, 30 Ağustos'ta ise Avusturya, Almanya ve İsviçre'de yayımlandı. Şarkının söz ve müziği Alex James, Harry Sommerdahl, Daniel Di Presa, Whitney Phillips gibi bir ekip tarafından hazırlanırken, şarkının kayıtları ise Moh Denebi prodüktörlüğünde gerçekleşti. Klibiyle de ekranlara gelmeye başlayan şarkının çekimleri Şenol Korkmaz yönetmenliğinde tamamlandı. Renkli görüntülere sahip olan klip, dinleyicilerle buluştu.

www.aveamuzik.com

Erdem Kınay`ın yeni projesi yolda!

Başarılı aranjör ve prodüktör Erdem Kınay, geçtiğimiz yıl yayımlanan ve Demet Akalın, Serdar Ortaç, Işın Karaca, Burak Kut gibi sevilen sanatçıların yanı sıra müzikseverlerin ilk kez tanıştığı sesleri de bir araya getirdiği "Proje" albümünün ikincisiyle yeniden müzik dünyasının gündemine oturacak.

Tamamı yeni şarkılardan oluşan ilk proje albümü olan "Erdem Kınay - Proje"nin ardından, ikinci albümde de yer alacak sanatçılar yavaş yavaş belli olmaya başladı. Albümde Demet Akalın, Bengü, Sibel Can, Atiye, Merve Özbey ve Aynur Aydın yepyeni şarkılarla yer alırken, bir önceki proje albümünde bulunan "Duman" ve "Yorum Yok" şarkıları da bu kez remix versiyonlarıyla yer alacak. Albümün açılış şarkısının ise Demet Akalın'ın seslendireceği ve sözleri Deniz Erten'e ait olan "Yalnız Ordusu" olması planlanıyor.

www.aveamuzik.com

Ziynet Sali`den `Deli`ye klip!

Pop müziğin sevilen seslerinden Ziynet Sali, geçtiğimiz yıl Mart ayında yayımladığı "Sonsuz Ol" adını taşıyan son albümündeki şarkıları kliplendirmeye devam ediyor. Sanatçı, son olarak "Deli" şarkısının video klibi için kamera karşısına geçti.

Orijinal sözleri Irshad Kamil ve Shaukat Ali'ye, Türkçe sözleri Sıla'ya, bestesi ise Pritam Chakroborty ve Shaukat Ali'ye ait olan hareketli şarkının düzenlemesi ise Ozan Doğulu imzası taşıyor. Daha önce de birlikte çalıştıkları Nihat Odabaşı'nın yönetmenliğinde kliplenen çalışma oldukça renkli görüntülere sahne oldu. Model Ceyhun Mengiroğlu'nun sanatçıya eşlik ettiği klipte, Ziynet Sali kısa kestirdiği kıvırcık saçlarıyla da dikkat çekiyor.

www.aveamuzik.com

Mirkelam yedi yıllık suskunluğunu bozdu!

Kendine has yorumu ve sözleriyle doksanlı yıllardan bu yana Türk pop müziğinde kendisine oldukça farklı bir yer edinmiş olan Mirkelam; 3 senelik birikimini yeni albümü "Denizin Arka Yüzü"nde anlatıyor.

Yedi yıllık uzun bir aranın ardından altıncı solo albümüyle müzik marketlerdeki yerini alan Mirkelam, 10 yeni şarkı seslendirdi. Albümde yer alan tüm şarkıların söz ve müziği Mirkelam imzası taşırken "Priz220" şarkısının bestesinde Mirkelam ve albümün aynı zamanda prodüktörü de olan Yves Jongen'in ortak imzası bulunuyor. Kapak konseptiyle de dikkat çeken albümün fotoğrafları Candaş Arın tarafından çekildi. Albüm çıkış öncesi radyolar aracılığıyla müzikseverlerle paylaşılan "İstanbul Beyoğlu" şarkısının video klibi de önümüzdeki günlerde müzikseverlerin beğenisine sunulacak.

www.aveamuzik.com

20 Ağustos 2013 Salı

Göksel'den yaz konserleri!

Son albümü "Bende Bi' Aşk Var" ile büyük beğeni toplayan, Türk pop müziğinin önemli kadın yorumcu ve şarkı yazarlarından Göksel'in yaz konserleri tüm hızıyla devam ediyor.

Dinleyicilerine özel bir repertuvar hazırlayan sanatçı, bu konserlerde geçmişten günümüze gelen en özel şarkılarını ve büyük beğeni toplayan son albümü "Bende Bi' Aşk Var"da yer alan şarkılarını seslendirecek. Ağustos ve Eylül ayı boyunca devam edecek olan konserler 24 Ağustos'ta Kuşadası Güzelçamlı Belediyesi'nde başlayacak. Diğer konser tarihleri ve yerleri ise şöyle; 29 Ağustos İzmir Karşıyaka Açıkhava Tiyatrosu, 30 Ağustos İzmir Aliağa Belediyesi, 2 Eylül Didim Barış Şenliği, 4 Eylül Datça Film Festivali Amfi Tiyatro, 10 Eylül İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, 18 Eylül Bursa Nilüfer Belediyesi ve 28 Eylül İstanbul Parkorman.

www.aveamuzik.com

Katy Perry`nin single`ı zirveye oturdu!

Dünyanın en sevilen pop yıldızlarından biri olarak gösterilen Katy Perry, Ekim ayında yayımlamayı planladığı yepyeni albümünün ilk single çalışmasını geçtiğimiz günlerde hayranlarıyla paylaştı.

Yeni albümü "Prism" ile 22 Ekim'de tüm müzik marketlerdeki yerini almaya hazırlanan Katy Perry, albümün çıkış şarkısı "Roar" ile Amerikalı sanatçının yeni çalışmasını heyecanla bekleyen hayranlarından tam not aldı. Single'ın yayımlandığı gün dijital müzik platformlarının en çok indirilenler listesinde zirveye oturan Katy Perry, Ekim ayında yayımlanacak dördüncü stüdyo albümünde Diplo, Sia Furler, Max Martin, Dr. Luke ve Bonnie McKee gibi önemli isimlerle çalıştı.

www.aveamuzik.com

Müziğin İmparatoru Andre Rieu Türkiye`de!

Dünyanın tüm müzik otoritelerince bu yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen ve her birine en az 50 bin kişinin katıldığı, konserlerinin biletleri aylar önce tükenen Andre Rieu, 29 Kasım 2013'te İstanbullu klasik müziksevelerle buluşuyor.

Sinan Erdem Olimpik Spor Salonu'nda gerçekleştireceği konser için Türkiye'ye gelecek olan Andre Rieu, gittiği her ülkede halkın yoğun ilgisiyle karşılaşmakta ve bugün olimpiyat statlarında konser veren tek klasik müzik sanatçısı olma özelliğini taşımaktadır. Bugüne kadar dünya müzik listelerinde 30 kez liste birinciliği, 355 Platin Albüm Ödülü, 35 Milyon DVD Satışı, 2012 dünyanın en çok satan erkek sanatçısı, 2009-2011 Yılın Tur Sanatçısı Top 10 gibi başarıları elinde tutan Andre Rieu'nun konserinin biletlerinin kısa sürede tükenmesi bekleniyor.

www.aveamuzik.com

Megastar`dan dört günlük konser serisi!

Pop müziğin yıldız ismi Tarkan, sevenlerinin heyecanla beklediği yaz konserlerine başlıyor. Bu yıl ilk kez İstanbul'da sahne alacak olan Tarkan, "Aysel'in" albümünde yer alan ve büyük beğeni toplayan "Firuze" şarkısını da bu konserlerde İstanbul seyircisi için seslendirecek.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, performansıyla izleyicilerine yine unutulmaz anlar yaşatacak olan Tarkan; 31 Ağustos, 1 Eylül, 2 Eylül ve 4 Eylül tarihlerinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. 2 Eylül Pazartesi günü gerçekleşecek olan konserin tüm geliri Eyüp Engelli Yaşam Merkezi Projesi; 4 Eylül Çarşamba günü gerçekleşecek olan konser ise Doğa Derneği ve Seferihisar Belediyesi ortaklığıyla hayata geçirilen ve Tarkan'ın da kurucuları arasında yer aldığı "Seferihisar Doğa Okulu" yararına yapılacak.

www.aveamuzik.com

RÖPORTAJ / Oğuz Berkay Fidan - Olmuyor

Onu önce Türkiye'yi ekranlara kilitleyen bir ses yarışmasında tanıdık. Geçtiğimiz yılın büyük ilgi gören yarışması "O Ses Türkiye"de binlerce yetenekli yıldız adayını geride bırakarak birincilik ipini göğüsleyen Oğuz Berkay Fidan, bir süre bekledikten sonra, yarışmadaki koçu Murat Boz ile "Olmuyor" isimli bir düete imzasını attı. Biz de genç yıldız adayıyla müzik listelerinde kendisine oldukça iyi bir yer edinen "Olmuyor"un başarısını, önümüzdeki dönemlerde yapmak istediklerini ve İstanbul planlarını konuştuk.

"Oğuz Berkay Fidan kimdir?" desek bize ne dersin?
29 Ağustos 1995, Edirne Keşan doğumluyum. Müzik, hayatıma 4-5 yaşlarındayken küçük bir orgla girdi. Daha sonra kendimi geliştirmeye devam ettim ve "O Ses Türkiye"ye katıldım.

Küçük yaşlardan beri müzik dünyasında bir kariyer yapmak aklınızda var mıydı?
Hayır yoktu. Oyuncak niyetine uğraşıyordum. Kariyer olarak hiç düşünmemiştim açıkçası.

Peki yaşınız henüz çok genç. Müzik dünyasına erken girmenin size nasıl avantajlar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Öncelikle zaten bu işlerde basamak basamak çıkıyorsunuz. Küçük yaşlarda başladığınız zaman bazı şeyleri daha iyi görüyorsunuz, önümüzdeki zamanlar için elbette avantaj sağlıyor. 30 yaşında bu işe girmekle 18 yaşında girmek arasında büyük fark var. Hem daha fazla kapasite sağlayacağını, hem de daha fazla insanla tanışarak daha çok şey öğrenebileceğimi düşünüyorum.

Eğitiminiz devam ediyor mu? Müzik eğitimi almayı düşünüyor musunuz?
Eğitimim devam ediyor. Konservatuvar düşünmüyorum. Mesleğimin yanında bana gerekli olan; gitar, şan, piyano gibi yan derslerin eğitimini almayı düşünüyorum. Bahçeşehir Üniversitesi'nde tam burslu olmak üzere İletişim Tasarımı bölümünü kazandım. Şimdi ona devam edeceğim.

Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Küçük yaşlardan beri gitar çalıyorum. Bir şeyler söylüyorum, herkes "Senin sesin güzel." diyordu. Ben de inanmıyordum açıkçası. Önce 12-13 yaşlarında "Bir Şarkısın Sen" yarışmasına katıldım. İki kere denedim, ilk elemede geçtim ikincisinde yarışma tekrarlanmadığı için olmadı. Ardından "O Ses Türkiye" başladı. Yarışma başladıktan 4-5 hafta sonra "Burada sadece iyiler yok, kötü sesler de var. Sen neden şansını denemiyorsun?" dedim kendi kendime. Sonra bir gece babama gittim, yarışmaya katılmak istediğimi söyledim. Babam bilgisayar programcısı, bilgisayar başındayken işine odaklanmıştı. "Bakarız." dedi o dalgınlıkla. Ben de önemsemediği için sinirlendim, bir tartışma çıktı aramızda. Ben o gece bir saat boyunca hüngür hüngür ağladım. Yanımızda da o geceye denk gelmiş, iyi ki de gelmiş, iki kişi vardı. Geldiler yanıma "Bak sesin güzel, şans olur senin için. Git babandan özür dile, gidin beraber şansınızı deneyin." dediler. Neyse ben de özür diledim, ertesi gün gittik. İlk elemeler Levent'te bir oteldeydi. Ben hayatımda sesimin bu kadar duru ve güzel çıktığını duymadım. O an yarışmaya gireceğimi anladım. İki gün sonra cevap geldi, "Tarık Sezer sizi beğendi ve görüşmek istiyor." diye. Ertesi gün gittik, sözleşme imzaladık. Yarışma başladı. Yarışmanın ilk günü performansıma Murat Boz ve Hadise döndü. "İlk elemeyi geçeyim sonrası önemli değil." diyordum ben. Kademe kademe, kısa kısa hedefler koymuştum. Kendimi tatmin etme amaçlı gitmiştim ama olursa da güzel olur diyordum. Ta ki finale kadar. Finalde son ikiye kaldığımızda anladım birinci olacağımı. İbrahim Ağabey ile ikiye kalmıştık, onun da sesi çok güzel ama bir hissiyat gelir ya, nedense o an birinci olacağımı anladım.

Peki ilk etapta baban neden yarışmaya katılmanı istemedi?

Ben ona direkt olarak çıkıştığım için istemedi. Derslerimde de başarılıydım, o da düzenimin bozulacağını düşünmüştü. Babam bu işlerin daha önümüzdeki yıllarda olabileceğini düşünüyordu.

"Bir Şarkısın Sen" yarışmasında eleniyorsun ancak "O Ses Türkiye" yarışmasında birinci oluyorsun. Sence ne değişti, kendini o süreçte nasıl geliştirdin?
Çok profesyonel bir eğitim almadım ama benim anladığım şu, insan müzikle ne kadar çok ilgilenirse; ses olsun, enstrüman çalıyor olsun o kendiliğinden gelişiyor. Bir yemek bile pişirseniz, eğer başında durmazsanız yanar ya, ona benzetiyorum ben bu durumu. Her gün saatlerce müzikle uğraşıyordum. Kazanamadığım yarışmada heyecanıma yenilmiştim, sesim de daha oturmamıştı. "O Ses Türkiye"de ise çok rahattım. Elemede de çok heyecanlıydım ama yine de ilkine oranla daha rahattım.

Birinci olduğun açıklandığında ilk neler hissettin?
Bir 10-15 dakika kadar hiçbir şey hissedemedim. O kadar zaman o aşamalardan geçmişsin, şarkılar söylemişsin, insanlar senin için uğraşmış, mesajlar göndermiş. Ne düşüneceğimi, nasıl davranacağımı bile bilmiyordum. İçeriye gidip sevdiklerimle bunu paylaşmak istemiştim sadece.

Müzik adına neler yapmak istiyorsun? Şu an yapmak istediklerinin neresindesin?
Henüz en başındayım çünkü önce okulu bitireceğim. Okul hayatının yanında müzik hayatı da olacak. Zorlu bir sürece girdim aslında. Önce okulum bitecek, bir yandan müzik de devam edecek. Birini diğerinin arkasında bırakmayacağım. Müziği merkezime alsam, okulu bıraksam da olmaz. İkisiyle de ilgileneceğim. Başarabileceğimi de düşüyorum. Önce mesleğimi elime alıp sonra da kendimi müziğe verebilirim diye düşünüyorum.

İlk single çalışmanız "Olmuyor" çok sevildi. Bu single'ın süreçlerinden biraz bahsedebilir misin?
Yarışma bittikten sonra bir bekleme süremiz vardı benim okulumdan dolayı. "Bu çocuk bu tarz şeyler yaparsa okulundan geri kalır mı?" sorusu vardı, o yüzden bekledik. Sonunda düşündüm ki ikisi de beraber yürüyebilir. Tamam, uğraştırıcı işler ama kendimi yıpratacak kadar değil. Haklı da çıktım. Yarışmanın yapım şirketine gittik. Birinciliğimiz var, rağbet görüyoruz, bu rüzgar gitmeden bir şeyler yapalım dedik. Onun aracılığıyla da Avrupa Müzik'e ulaştık. Şarkı Cengiz Erdem'in. Murat Boz zaten en başından beri her zaman yanımdaydı. Hep beni destekledi, bana güvendi. Bana "Olmuyor"u ilk olarak Tarık Hoca göndermişti. Bu şarkıyı ilk defa spor yaparken dinlemiştim, pilot kayıt hoşuma gitti. Sözleri de müziği de çok güzel geldi. Anneme, babama, kız arkadaşıma dinlettim herkes beğendi, olumlu baktı. Tarık Hoca "Biz bunu geliştirelim sonra tekrar görüşelim ama sen de şarkıyı ezberle, kafana oturt." dedi. Ben de o sırada şarkıyı ezberledim, müziği oturttum. 15-20 gün sonra da Avrupa Müzik'le bir araya geldik. Benden iyi şeyler beklediklerini ifade ettiler. Bir demo kayıt yaptık o gün. Demo kayıttan sonra Erhan Bayrak şarkının düzenlemesini yaptı. Sonra kayda girdik. Kayıtta da çok eğlendik. İlk kez stüdyo ortamına giriyorum ve ilk olduğu için önce bir süre yapamadım. Bir kutunun içine giriyorsunuz, tüm sesler kulağınızda. İlk denemelerimde olmadı ama Murat Boz bana çok yardımcı oldu. İki, iki buçuk saatlik bir sürenin ardından "Olmuyor"un kayıtları tamamlandı. "O Ses Türkiye"nin finaline yetiştirmek istiyorduk aslında. Çünkü artık insanlar "Geçtiğimiz yılın birincisi nerede?" demeye başlamışlardı. Çok güzel bir destek aldık şarkıya karşı. Klibi de Nihat Odabaşı çekti. Yaklaşık 15 saat sürdü çekimleri. O da güzel oldu, yaşıma göre bir konsept yaptılar. Güzel bir iş çıktı ortaya. Sonuç, beklediğimden çok daha güzel bir sonuç.

Yarışma süresince ve bundan önceki dönemlerde hep cover şarkılar seslendirdin. İlk kez bir beste yorumluyorsun. Bir zorluk yaşadın mı, aradaki farklar nelerdi?
Sonuçta yine söyleyen biri var, ondan alıp söylüyorsunuz, onda bir zorluk yok. İki, üç kere dinlediğiniz zaman anlıyorsunuz ama insanlar şarkıyı sizden dinleyecekleri için ayrı bir önem vermeniz gerekiyor. Orada bir pilot kayıt var ama onu ilk sizin sesinizden duyacak insanlar. O çok önemliydi ama dediğim gibi kayıt aşamasını da çok güzel aştık.

Şarkıyı Murat Boz'la düet olarak sunmak kimin fikriydi?
Benim, şirketin, hepimizin fikriydi. Çünkü koçum yarışmada Murat Boz'du. Düet olması daha hoş olur diye düşündük. Çok da güzel oldu.

Kendi söz ve bestelerin var mı?
Henüz yok, üzerinde çalışıyorum.

"Olmuyor" kısa sürede çok sevildi, müzik listelerinde kendine iyi bir yer edindi. Peki bu kadar büyük bir ilgiden sonra hayatın ne yönde değişti?
"O Ses Türkiye" döneminden hemen sonra da böyle sorular geliyordu. İlgi artıyor insanlardan dolayı. Dışarıda halimi hatırımı soruyorlar. Yarışmadan sonra da öyleydi, şimdi de öyle. Edirne gibi küçük bir yerde yaşıyoruz. Herkesin yüzüne bakıyoruz her gün. Bir günde aynı insanları 3-4 kere görebilirsiniz, küçük bir ilçe sonuçta. Fazla bir şey değişmedi açıkçası. İstanbul'da yaşasaydım belki daha farklı olurdu. Sadece şimdi daha fazla rağbet var, o kadar.

İstanbul'a yerleşme gibi bir düşüncen var mı?
Üniversite için İstanbul'u düşünüyordum, nitekim de oldu. Üniversite olmasa bile mutlaka İstanbul düşüncem vardı. İstanbul müziğin kalbi, başka bir yerde bunu yapmak çok zor.

"Olmuyor"un ardından yeni bir single veya albüm için çalışmalara başladın mı?
Henüz başlamadık, daha proje kapsamında. Yaz sonu gibi bir şeyler gelecek.

Yine Murat Boz'la mı çalışacaksın?
Henüz karar vermediğimiz için bilemiyorum. Olabilir de olmayabilir de.

"Murat Boz en başından beri benimleydi." demiştin. Peki kendisi sana neler kattı?
Ben bunu her zaman söylerim. Murat Boz gelip de bana hoca gibi "Oğuzcuğum, şunu öğren." demedi ama gidiyoruz provalara, şarkıları söylüyoruz. Eksik yerleri söylüyor, ben öyle dersler çıkarıyorum. Sonuçta her şeyin üzerinde tek tek duramaz, o bir koç. Prova esnasında şarkıyı yanlış yorumladığım zaman daha iyi nasıl olabileceğini söylüyordu. Yarışmada yaklaşık 17-18 şarkı söylediysek eğer hepsinde vardı. Ancak şöyle bir şey var, sayesinde eski halimden bin kat daha iyiyim.

Şimdi yolun en başındaki bir yıldız adayısın. Bu aşamada en çok kimlerin tavsiyelerine önem veriyorsun?
Yaşım henüz küçük olduğu için öncelik müzik adamlarında. Mesela Cengiz Erdem, Murat Boz, Tarık Sezer... Bir şey danışmak istediğim zaman onlara korkusuzca danışabilirim çünkü güvendiğim insanlar. Ondan sonra da ailem ve kız arkadaşım geliyor. Babam ikinci planda çünkü müzikle ilgisi yok. Fazla bilemez bu işleri, ancak dışarıdan bakabilir.

Müzik yarışmalarında birinci olanların bir kısmı başarıyla yol alırken, bir kısmınınsa bir daha isimlerini duyamıyoruz. Sen kendine kalıcılık adına nasıl bir yol çizeceksin?
"Pop Star" yarışmasında sadece oylamalar vardı. Jüri vardı ama koç gibi değildi. Bizde jüri seninle ilgileniyor, görüşüyor. Bu durum "O Ses Türkiye"nin tüm jürisi için geçerli. Her zaman yardımcı olacaklarını bildiğim için böyle bir kaygım yok açıkçası çünkü hep arkamda olduklarını biliyorum. Öncelikle müziği bırakmamalısın, doğru insanlarla çalışmalısın, seni yere indiren değil, göğe çıkaran insanların yanında olmalısın. Allah'a şükür daha kötü bir insan çıkmadı karşımıza. Eski yarışmacılar neden tutunamadı derseniz, gerçekten bilemiyorum.

"O Ses Türkiye"nin ikinci sezonunu takip edebildin mi? Bir favorin var mıydı?
Evet, takip ettim. Favorim Berkan Taşkın'dı. Sonuçta o da 16-17 yaşında ve benim yaşadığım şeyleri yaşamasını isterdim. Sesi de gerçekten güzel. Onun birinci olmasını isterdim ama Mustafa da kesinlikle kötü değildi.

Önümüzdeki yıllarda müzik adına kendini nerede görmek istiyorsun? Ne zaman "her şey tamam" diyebilirsin?
Bir şarkı yaparsınız, o şarkı yıllarca dilimizde dolaşır. Mesela Kıraç, Haluk Levent gibi adamlar ve onların şarkılarını düşünün. Öyle bir adam olduğum zaman müzikte her şeyi tamamladım diyebilirim.

www.aveamuzik.com

Pentagram`dan yeni video klip!

Türkiye'nin önde gelen rock gruplarından Pentagram, geçtiğimiz yıl yayımladığı "MMXII" albümünün ikinci video klibini, albümün kapanış şarkısı olan "Apokalips" için çekti.

Yönetmenliğini, grubun aynı zamanda gitaristi olan Hakan Utangaç'ın üstlendiği klibin bir bölümü, Dükkan'ül Hayal atölyesinde kurulan sette gerçekleştirildi. Görüntü yönetmeni koltuğunda Bilal Eroğlu'nun üstlendiği klipte, Pentagram'ın performans görüntüleri de yer aldı. Kıyamet sonrası bir bilimkurgu hikayesinin çizgi roman estetiğiyle yansıtıldığı klipte, Turgut Berkes oyunculuğuyla beğeni topladı. Klip, müzik kanallarında yayınlanmaya başladı.

www.aveamuzik.com

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Teoman konserleri devam ediyor!

Geçtiğimiz yıl aldığı bir kararla, yalnızca konserler için yeniden sahnelere döneceğini açıklayan Teoman, uzun bir süredir yoğun konser programına devam ediyor.

Türkiye'nin dört bir yanında dinleyicilerle buluşan Teoman, 28 Temmuz Pazar akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde İstanbullu hayranlarının karşısında olacak. Bu konserin ardından Teoman, Ağustos ayında Ankara dinleyicisi için 24 Ağustos Cumartesi akşamı da Armada AVM'de sahne alacak. Biletleri satışa çıkan konserlerde müzisyen son albümündeki şarkıların yanı sıra "Paramparça", "Rüzgar Gülü", "İstanbul'da Sonbahar", "Papatya", "Senden Önce Senden Sonra" gibi en sevilen şarkılarını da seslendirecek.

www.aveamuzik.com

İstanbul'un ilk Urban Festivali'ne geri sayım!

Birçok müzikseveri bir araya getirecek olan Velvet Villians Vestival; rnb, house, dubstep, trap, disco gibi farklı müzik türlerini; Amsterdam, Paris, Londra ve daha birçok farklı şehirden uluslararası DJ'leri ve çeşitli müzik türlerini bir araya getirmeye hazırlanıyor.

Moda, eğlence ve müziği bir arada içinde barındıran Velvet Villians Vestival, bugüne kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapmış olan Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşecek. İki günlük festivalin ilk gününde 50 Cent, Ne-Yo ve Inna sahne alırken, ikinci gün ise Akon, Far East Movement ve LMFAO ile eğlence doruğa ulaşacak. Amerika'dan altı canlı performansa ve dünyanın birçok yerinden gelecek olan 10'dan fazla Dj de size unutulmaz bir festival deneyimi yaşatacak. Merakla beklenen festival 30 ve 31 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek.

www.aveamuzik.com

Jay Z'den müziğin sınırlarını zorlayan albüm!

Müzik dünyasının en başarılı prodüktör ve müzisyenlerinden biri olarak gösterilen Jay Z, geçtiğimiz günlerde 12. stüdyo albümünü yayımladı. "Magna Carta... Holy Grail" adını taşıyan albüm müzik marketlerdeki yerini aldı.

Justin Timberlake, Rick Ross, Beyonce, Frank Ocean, Swizz Beats, Pharrell, Nas ve Timbaland gibi birçok ünlü isimden destek alan Jay Z için bu albüm, kariyerinin en iyi albümü. Onaltı şarkıdan oluşan "Magna Carta... Holy Grail", ilk etapta albümün çıkış şarkısı olan Justin Timberlake düeti "Holy Grail" ile dikkat çekiyor. Albüm şimdiden dinleyicilerden tam not alırken, 1.000.000 ön satış ile yayımlandığı gün "Platinum" statüsüne ulaşan ilk hip hop albümü oldu.

www.aveamuzik.com

RÖPORTAJ / Resul Dindar - Divane

2008 ile 2013 yılları arasında "Karmate" grubunun solistliğini üstlenerek müzikseverlerin dikkatini çeken Resul Dindar, bu kez ilk solo albümü "Divane" ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Bu hafta, Resul Dindar'la Karadeniz'e dair ne varsa bulabileceğiniz "Divane" albümünün zenginliğini ve müzik yolculuğunu konuştuk.

Öncelikle ilk solo albümünüz hayırlı olsun. Müzikle uğraşmaya ilk başladığınız zamanlara geri dönersek, bu yola hangi düşüncelerle çıkmıştınız?
Teşekkür ederim. Aslında şarkı söylemekten duyduğum keyif, kendimi bildiğim yaşlardan itibaren artarak devam etti. Belli bir düşünceyle değil de hissettiğim, gönlümden gelen seslerle zaten başlamıştı yolculuk.

İlk albüm her sanatçı için önem taşır, siz bu albüme nasıl anlamlar yüklediniz? "Divane" size neler ifade ediyor?
"Divane" ilk solo albümüm, bu anlamda ilk heyecanım. Aranjörlüğünü Muhterem Sur, müzik yönetmenliğini Cem Sait Arslantunalı gerçekleştirdi ve 1 Nisan 2013'te müzik marketlerdeki yerini aldı. Albümde 18 eser yer alıyor. Karmate'den ayrıldıktan sonraki dönemimi en iyi anlatan isim ve eser oldu "Divane". Çünkü ayrılışımın ardından yönümü bulma aşamasında, kendimi anlatma, aktarma konusunda divaneydim belki de. Ardından yola koyuldum ve gruptan birlikte ayrıldığım arkadaşlarım, yeni dahil olan müzisyen dostlarımla gönül verdik bu albüme. Biriktirdiklerimi, bu kez sadece kendi yüreğimden geçtiği gibi sunmak istedim. Seslendiğim, bir olduğum herkesle paylaşmak istedim; sevinçlerimi, hüznümü, sevgilerimi, kayıplarımı ve tüm bunların yansıması olarak ilk solo albümüm "Divane" çıktı ortaya.

Albüm repertuarını nasıl seçtiniz? Özellikle anonim şarkıları belirlerken en çok neleri göz önünde bulundurdunuz?
Türkçe, Lazca, Hemşince ve Gürcüce dillerinde; hemen hemen Karadeniz'in tüm bölgelerine dokunmayı istediğim bir çeşitlilikle seçtim eserleri. Kültüründen geldiğim Karadeniz'in nice kıymetli anonim eserlerine yer vermek; geleceğimize, toprağımıza, Anadolu'muza dair hissettiğim insani bir sorumluktur. Kendi bestelerimin yanı sıra, müzisyen dostlarım ve ağabeylerimin eserlerine de yer verdim.

Müziğinizi Karadeniz kültürünü ve dilini yeni nesillere ve farklı müzik dinleyicilerine aktarmak konusunda bir araç olarak görüyor musunuz? Kendinize ne gibi misyonlar yüklendiğinizi düşünüyorsunuz?
Müziğin birleştiriciliği, bütünleştiriciliği ve evrensel dili hakim kılışı bizler için bir şanstır. Bu şansı iyiye dair; umuda, barışa ve emeğe yol olarak değerlendirebilmek ise, yürekli olan tüm müzik insanlarının içinde duyduğu bir sorumluluk olması gerekiyor. En azından öyle olduğunu umut etmek istiyorum bu yolda yürürken sesimizin daha gür çıkabilmesi için. Küreselleşme süreci maalesef müziğimizi ve kültürlerimizi de farkında olmadan yozlaştırıyor. Kolay tüketime, üretmeden sahip olma arzusuna sürüklüyor. Bizlerin amacı yüzyıllık türkülerimizi, ağıtlarımızı, destanlarımızı, horonlarımızı yapısını bozmadan, yüreğimizden geldiğince yeni yüzyıla aktarmak olmalıdır. Yaşamsal bir sorumluluk bu, hissedebildiğim için mutluyum.

Albümde çeşitli etnik dilleri bir arada dinleyiciye sundunuz. Bu tercihinizin sebepleri nelerdi, bir de sizden dinleyebilir miyiz?
Karadeniz'de yaşamakta olan kültürlerin dillerinde eserler seslendirmek benim bilhassa üzerinde durduğum bir hassasiyettir. Çünkü dilleri en uzun süreli yaşatan ve devamlılığını sağlayan unsur müziktir.

Size neler ilham verir? Uzun bir süre Karadeniz'de yaşamış olmanız sizde nasıl izler bıraktı, üretkenliğinizi ne yönde besledi?
Denizi, balığı, yaylası ruhuma işledi. O doğadan, insanından aldığım her şey bugün hislerime yol olan, müziğime ses olan unsurlardır. Bu da ürettiklerime de, düşlerime ve düşüncelerime de yansıyor elbette.

Artık İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsunuz. Peki burada müzik yapmaya devam etmek, burada olmak sizi ve üretimlerinizi nasıl etkiliyor?
Benim yaşama dair edindiğim duruş "bulunduğun yere göre değişme, bulunduğun yeri değiştir." anlayışı olduğu için Karadeniz'den uzakta da olsam içimde yaşattığım Karadeniz'i günlük yaşamımda zaten hissediyorum, aktarıyorum ve ilişkilerime yansıtıyorum. Türkülerle uzakları yakın etmeye çalışıyorum. Çok darlanınca, karmaşık durumu hafifletmek adına "Yağarsa yağmur yağar ben zaten islanmişim" diyorum. (Gülüyor) Üretimlerim de biriktirdiklerimle doğru orantılı olarak gelişiyor zaten.

Daha önce hiç Karadeniz müziği dinlememiş birisine albümünüzü hangi cümlelerle anlatırdınız?
"Divane" albümümde Karadeniz enstrümanlarının yanı sıra batı sazlarına da ağırlık verdiğimiz için bu albüm biraz daha evrensele yakın diyebilirim. Bu sebeple hiç Karadeniz müziği dinlemeyen birisi de kendinden, duygularından bir parça bulacaktır. Bir baştan bir başa Karadeniz'i tüm kıyılarıyla hissedecektir. Çünkü bir bölgenin ezgilerine takılı kalmadım, o Karadeniz şeridinin en batısından en doğusuna kadar ses olmak istedim seçtiğim eserler ve ezgilerle.

Karadeniz dışında başka yörelerin türkülerini de söylemeye sıcak bakar mısınız?
Elbette isterim. Şarkı söylemek, müziğin herhangi bir yerinden ses olabilmek; benim hayatımın büyük ve kıymetli bir parçası. Karadeniz zaten içinden geldiğim, yaşadığım müddetçe hep içimde olacak bir kültür ve sestir. Ama ileri ki zamanlarda daha farklı şarkıları sade ve sadece hissettiğim ve kendim istediğim için söyleyebilirim. Mesela sanat müziğine çocukluktan bir hayranlığım var. Belki daha başka da olabilir. O an gönlümden neyin geçtiğiyle alakalı. Bakalım zaman diyelim.

Albümde kliplendireceğiniz bir şarkı var mı? Kliple ilgili herhangi bir şeyler söyleyebilir misiniz?
"Divane" şarkısı için bir çalışmamız var. Klip gibi değil de konser görüntülerinden bir çalışma niteliğinde olacak. Ne bileyim, klip bana yapay geliyor. O an belli bir şey için oynuyor olmak samimi gelmiyor açıkçası. Konser görüntülerinden olması, o an şarkıyı söylerken yaşadığım duyguyu aktarabiliyor olmam ve içtenliği yansıtabilecek dinleyicilerimin enerjisinin var oluşu dolayısıyla daha kıymetli benim açımdan.

Beş yıl süresince "Karmate" grubunun solistliğini üstlendiniz. Karmate ile yolları ayırmak ve yolunuza solo olarak devam etmek sizde ne gibi farklılıklar yarattı?
Bazı fikir ayrılıkları, huzurun eksilmesi ve 8 kişinin bir arada müzik yapabilmesi, duygu paylaşabilmesi durumlarındaki aksaklıklardan dolayı. Karmate grubundan sadece ben değil 4 müzisyen arkadaşım; Muhterem Sur, Gökhan Özkan, Mehmet Yöntem, Cem Sait Arslantunalı ile birlikte ayrıldık. Karmate bir oluşumdu, ben kendi adıma, inançlarım, hedeflerim, gönlüm ve yürüdüğüm yol adına orada misyonumu tamamladığımı düşündüm. Daha kendim olabileceğim, yüreğimle adımlar attığımda 8 kişinin değil de yanlışıyla doğrusuyla kendi sorumluluğumu yürütebileceğim bir yol istedim. Benim değirmenim, benim karmatem artık kendi özgürlüğünde, gönlümün özünden geldiğince dönmeliydi. Buna inandım. Huzurum olsun, müziğim yüreğimce ses olsun istedim. Benim için Karmate bir grubun ismi değil sadece. Bir yaşam biçimi, hayat felsefesidir anlayabilene, yaşayabilene. Şimdi ki huzurumla daha doğru, daha doğal aktarabileceğim bendeki karmatenin etkisini.

Kazım Koyuncu'nun ardından, hem üretim hem de dinleyici bakımından Karadeniz müziğinde büyük bir artış gözlemleyebiliyoruz. Sizce bu süreç nasıl bu yönde gelişti?
Kazım Koyuncu bizlere ve daha nice gelecek nesillere büyük bir yol açmıştır. Birçok kişiye cesaret, umut ve özgüven sağlamıştır. Bu anlamda Kazım Ağabey'in ölümünden sonraki süreçte onun kurmuş olduğu zemin üzerinden ilerledi. Karadeniz'i gerçekten yaşatmak isteyen insanların emek vermesi sonucu, doğru üretimle, daha çok insana ses olabilmemizle birlikte müziği icra edenlerin kitlesi aynı oranda büyüdü.

Bir röportajınızda Karadeniz müziğini geliştireceğinizi ama asla değiştirmeyeceğinizi söylüyorsunuz. Farklı altyapılarla Karadeniz müziği icra eden müzisyenlerin yanlışı sizce nerede? Siz bu dokunun bozulmaması için nelere özen gösteriyorsunuz?
Aslına sadık kalmak, diyoruz ya hep... İşte o dokuyu hakikaten hissedebiliyorsanız, zaten bozmaya kıyamazsınız ve o tınıdan uzaklaşmadan kendi müziğiniz ve hislerinizle harmanlamalar yaparsınız. Bu biraz da hassasiyet ve o bahsettiğimiz sorumluluğun, misyonun neresinde durduğumuzla alakalı. Özel bir çabaya, özene ihtiyaç yok aslında. Karadeniz'i doğru yaşıyorsanız zaten hak ettiği gibi de aktarır ve yaşatırsınız.

www.aveamuzik.com

19 Temmuz 2013 Cuma

Geleceğe daha umutla bakmak için: INSPARKUS!




20 yaşından beri iş hayatında olan biri olarak birçok kez sektör değiştirdim. Ne istediğime kesin olarak karar vermem ise uzun bir zaman aldı. Ancak genç yaşlarda aldığınız risklerdeki korkusuzluk, yaş ilerledikçe yerini korku ve endişeye bırakıyor. Bizim zamanımızda bunun önüne geçebilmemiz için bir desteğimiz yoktu desem klişe bir cümle olacak ama gerçekçi olmak gerekirse aynen böyle. Ancak artık Insparkus var. Insparkus bildiğimiz kariyer sitelerinden biri değil. Onun farkı “Kariyeri Tasarlama Sistemi” olmasında. Adeta karşınızda bir yaşam koçu varmışçasına hem de. Hiçbir noktanın eksik kalmadığı, hatta neredeyse içinde yaşadığınız bir gelecek gerçekten var.
Insparkus’la önce kendinizi tanıyorsunuz. Kendinize dürüst olduğunuz takdirde bu hiç de zor olmayacak. Bu aşamada, her ayrıntısı düşünülmüş sorularla en derinde hayalini kurmaya bile çekindiklerinizi gözünüzde canlandırıyor ve dile getiriyorsunuz. Adeta bir terapideymişçesine sizi ve düşüncelerinizi önemseyen sorularla rahatlıyorsunuz. Her şeyden önce Insparkus kendinizi hayatınızın filmine kaptırmanızı sağlıyor. Bırakın dile getirmeye, düşünmeye, hayal etmeye bile çekindiğiniz, hatta inanmadığınız tüm isteklerinize daha çok inanmanızı sağlıyor. Size yöneltilen sorular öylesine ince düşünülmüş ki, belki de bugüne kadar hiç düşünmediğiniz yönlerinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Ve hatta “neden olmasın?” demeye de başlıyorsunuz, ki bunu aslında hayatın hiçbir alanında unutmamak gerek.

Kariyer uzun bir yol. Başta tam olarak ne istediğinizi kestiremediğiniz zaman bütün yolu yanlış gitme ihtimaliniz çok yüksek. İşte bu yüzden Insparkus’la önce yola hazırlanıyorsunuz. Bu yol nasıl bir yol, sizi ne gibi zorluklar bekler, yolun sonunda neleri görüyorsunuz hepsini anlatıyorsunuz. Daha sonra da istediğiniz geleceği ısmarlıyorsunuz. Bir vizyon kolajıyla hayatınızda neleri istiyorsanız çekinmeden dile getiriyor hatta bir kolajda somutlaştırıyorsunuz. Hayalini kurduğunuz geleceği yaşayanları değerlendiriyor, sizi de onlar gibi hedefinize götürecek yolları planlıyorsunuz. Engeller her daim çıkabilir, Insparkus “her şey senin içinde” mottosuyla bu engelleri de yine “kendinize olan inancınızı dimdik tutarak” engelleri aşma yöntemlerini yine kendi içinizde çözüyor.
Insparkus’un tüm testlerini tamamladığınızda koçunuzun değerlendirmesi geliyor. Üstelik dergi testlerindeki değerlendirmelere de hiç benzemiyor. Kendinizin bu noktada bu kadar önemsendiğinizi görmeniz sizin Insparkus’a daha da güvenmenizi sağlıyor. Neleri es geçiyorsunuz, nelerin üzerinde dursanız daha başarılı olursunuz tüm sorularınızın cevaplarını bu değerlendirmeyle alıyorsunuz.

Kariyer yolunun başında, ortasında, sonunda, her neresinde olursanız olun, hayatınızla ilgili rahatsızlık duyduğunuz şeyler her neyse, her zaman onları onarabilir, bir yerden yeniden başlayarak hayalini kurduğunuz hayatı yaşayabilirsiniz. İşte o başlangıç deneyimini Insparkus’la yaşamanız size çok şey kazandıracak.