19 Temmuz 2010 Pazartesi

RÖPORTAJ / Göksel - Hayat Rüya Gibi

Son dönemin dikkat çeken başarılı bayan yorumculardan Göksel, geçtiğimiz sene Nisan ayında yayınladığı albümü "Mektubumu Buldun Mu?" ile her yaştan müzikseverin beğenisini kazandı. Albümünde 70'li yılların sevilen şarkılarına kendine has yorumu ile tekrar hayat veren Göksel, hayranlarından gelen yoğun istekleri kırmayarak, bu yıl yine Nisan ayında projenin devamı olan "Hayat Rüya Gibi" albümünü yayınladı. Geçtiğimiz sene ilk nostalji albümü ile müzik kariyerindeki planlarını konuştuğumuz başarılı sanatçıyla "Hayat Rüya Gibi" albümü için tekrar bir araya geldik.

Bu albümde de yine "Mektubumu Buldun mu" albümündeki isimlerle çalıştınız. Nasıl bir hazırlık aşaması geçirdiniz?
Zaten o albümün devamı olduğu için bu albüm bir değişiklik yapma gereği duymadık. Bunu hikayenin devamı olarak düşünecek olursak, karakterleri değiştirmek çok uygun olmayacaktı. Bütün ekip aşağı yukarı aynıydı. Yapımcılarım Cengiz Erdem ve Deniz Erdem. Aranjörlerim Serhat Ersöz, Selim Öztürk ve supervizor olarak Orkun Tunç vardı işin başında. Yani aynı ruhu korumaya çalıştık ama yine de ne olursa olsun bir nebze değişiklik oluyor. İnsanın o dönemdeki hayatındaki değişiklikler ve ruh hali ile bu albüm biraz daha neşesi bol bir albüm oldu.

Albümdeki şarkılara nasıl karar verdiniz ve repertuvar aşamasında kaç şarkı dinlediniz?
5000'in üzerinde şarkı dinlemiş olabilirim. Hep beraber dinledik bunları. Danıştığım çok insan oldu. Hakan Eren, Naim Dilmener, bana mail yolu ile ulaşan dinleyicilerim... Ama sonuç olarak fark ettim ki herkesin kendi dünyasında hatıralarına denk gelen, belki de kendisi için özel olan bazı şarkılar var. O şarkılar benim için özel olmayabiliyordu. En iyisi ben benim için özel olan şarkıları söyleyeyim dedim, sonuçta kendi seçimlerimden oluşan bir albüm oldu. Bunda da en çok sevdiğim, sesime kimliğime uyuşması dikkat ettiğim unsurlardı.

Henüz ilk nostalji albümüne dinleyiciler olarak doyamamışken Bu projenin ikincisini yapma fikri nasıl gelişti?
Hiç aklımda yoktu hakikaten fakat o yapım süresi ve ondan sonraki dönemde çok güzel vakit geçirdim. Evet biz müzik yapıyoruz ama dinleyici ile bu kadar buluşmuş olması bir müzisyen için çok tatmin edici bir duygu. O zaman ortak bir coşku yaşıyorsun ve dinleyicinin de bu memnuniyetten ötürü böyle bir talebi oldu. Başka başka şarkılar için öneriler getirmeye başladılar. Tabii ki yapımcılarım da öyle. Baktım ki herkes memnun, ben de memnunum niye yapmayacağım ki ikincisini dedim. Nasıl olsa daha çok albüm yapacağım, iki tanesinde de sadece yorumcu kalayım.

Bu albümler üçleme mi olacak?
Hayır, herkes aynı soruyu soruyor. Bundan sonra müzikal kariyerim böyle gidecekmiş gibi bir endişeye kapılıyor insanlar ama öyle değil. Kendi yazdığım şarkıları söylemek için büyük bir istek duyuyorum aynı zamanda. Onun için iki nostalji albümünün süresi birbirine yakın oldu. Bir yıl sonrasında çıkardım.

Albümünüzün tanıtımı için önümdeki dönemde neler yapacaksınız?
Şu anda bu albüm ilgilenilmesi gereken bir bebek gibi. Onun tanıtımını yapmak ve insanlara doğru anlatmak gerekiyor. Bolca konser yapmamız gerekiyor. Bir turnemiz var, yaz boyunca konserler devam edecek. Ancak sonbahara doğru yeni albüm için çalışmaya başlayabilirim.

Bundan sonra da değişik konseptlerde çalışmalar yaparken görecek mi dinleyiciler sizi?
Belki birkaç sene sonra içimden bir şey yapmak gelebilir ve yapabilirim. Çünkü her şeyden önce yorumcuyum. Müziğe yorumcu olarak başladım. İlk aşkım şarkı söylemekti, şarkı yazmak onun sonrasında gelen bir şey oldu. Başka denemeler yapabilirim, sesimi başka renklere sokabilirim.

Diğer sanatçı arkadaşlarınızla gerçekleştirdiğiniz ortak projelerde ve düetlerde kriterleriniz nedir?
Her şey herkese yakışmayabilir. Bir kıyafet çok güzeldir, olağanüstüdür ama size yakışmaz. Diğeri daha sıradandır ama bir giyersiniz muhteşem bir şeye dönüşür. Ona dikkat ediyorum. Mesela "Dursun Zaman" ile ilgili olarak çok da üzerine kafa yormamıştım. Çok sevdiğim arkadaşlarımla ve müzisyenlerle ortak bir çalışma yaptık. Bu bana uygun mudur, olur mu olmaz mı diye düşünmedim. En son projemiz de Gökcan Sanlıman'ın albümünde seslendirdiğim "Good Bye My Love" oldu.

İlk video klibinizi "Sevil Neşelen" şarkınıza çektiniz, kliplendirmeyi düşündüğünüz diğer şarkılarınız hangileri?
"Başıma Gelenler", "Kabahat Seni Sevende" ve "Ah Nerede" şarkıları ilk etapta öne çıktı. Ama yaz olduğu için böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü slowlarını daha çok seviyorum bu albümün.

Birçok sanatçı nostaljik şarkılardan oluşan albüm projelerine imza attı. Sizin albümünüzü bu projelerden ayıran özellikler sizce nelerdir?
Yakıştı galiba bana. Az önce söylediğim elbise hikayesi gibi. Nostalji albümü yapmak kolay bir işmiş gibi görünüyor, herkes hevesleniyor. Hepimizin sevdiği şarkıları tüm şarkıcılar söylemek ister. Şarkıların orijinal versiyonlarını çok bozmamamız bugüne uyarlamaya çalışmamamız sayesinde o zamanı o yüzden daha çok hissediyor insanlar. Sanki o dönemi bu güne taşıyoruz müziğimizle.

Türkiye'nin en büyük müzik değerlerinin eserlerini tekrar yorumladınız iki albümde de. Bu konum size ne gibi sorumluluklar yüklüyor?
Tabii ki bu şarkılar daha önce çok önemli yorumcular tarafından yorumlanmış ve o halleriyle çok beğenilmiş şarkılar. Bu zaten başlı başına bir sorumluluk. Biz orjinaline yakın altyapılar kullandığımız için aslında bütün yük benim üzerimde oluyor. Ben o şarkıları daha iyi söylemeliyim iddiasında değilim ama bana ait bir şarkıymış havasına sokmam gerekiyordu, o şarkı artık bana ait olmalıydı. Onu yapabilmek için de şarkının ruhuna giriyorum. Şarkının hikayelerini doğru özümseyip doğru anlatmaya çalışıyorum.

Yorumlarken endişe duyduğunuz bir şarkı oldu mu?
En çok "Kabahat Seni Sevende" için endişe duydum. Çünkü hakikaten zor bir şarkı. Zor bir arabesk gırtlağı ve bitmek bilmeyen bir melodi hattı var. Tamamen arabesk gırtlağı istiyor. O yüzden kendime ait bir şekilde bir formül bulup ikisinin ortasında bir şekilde söylemem gerekiyordu çok seviyordum şarkıyı, dedim ki yapacağım.

Teoman ile "Palavra" şarkısında düet yapmaya nasıl karar verdiniz?
Ben hep Teoman'ı Alain Delon'a benzetirim. "Palavra"da Alain Delon'un o sesi ve Teoman'ın sesi, ikisinin duruşları yüzünden hep aklımdaydı. Ortak arkadaşlarımız da var ve hep beraber ortaya çıkan bir fikir oldu. Kimse kimseye bir şey teklif etmedi. Teoman da çok severmiş şarkıyı, o da çok sevinerek yaptı.

İlk albümde yer vermek istediğiniz ama yer veremediğiniz şarkılar var mı bu albümde?
Tabii var. Mesela "Kabahat Seni Sevende" bir önceki albüme de girsin mi girmesin mi diye konuşup koyamadığımız bir şarkıydı. "Eylül'de Gel" ve "İçime Sinmiyor" hep içimde kalmıştı bir önceki albümde olmadığı için.

Yasal dijital müzik platformları hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Şimdi yasal olarak konumlandırıldığında bence herkes için çok faydalı olabilecek bir şey. Arşivleme açısından. Ne de olsa CD bir plastik parçası, yok olup gidiyor. Yeni müzisyenlere kendisini anlatması açısından daha kolay imkanlar sunuyor. Albüm hazırlamak, yapımcı bulmak ve piyasaya sürmek o kadar kolay şeyler değil aslında. İnternetin müziğe katkısı olacaktır. Dijital platformlar daha da büyüyecektir. Sadece şu anda insanlar tam olarak algılayabilmiş değil bazı şeyler tam doğru olarak yapılmıyor. Zaman içerisinde her şey rayına oturduğunda hem dinleyiciler hem de müzisyenler açısından çok faydalı bir şey haline gelecek.

Bu aşamada en çok kime pay düşüyor?
Platform sağlayıcıların birilerini harekete geçirmesi, meslek birlikleri ve yapımcıların da bir şeylere sahip çıkması gerekiyor. Biz müzisyenlerin de en azından insanlara bu platformları anlatmamız gerekiyor.


www.aveamuzik.com
19.07.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder