15 Aralık 2012 Cumartesi

Tek kişilik dev kadro: Daniel Cavanagh!


"Anathema" denince akan sular bile bunalıma girer, biz neden girmeyelim? Rock müzikseverlerin yakından tanıdığı ve Türkiye'de de birçok kez izledikleri gruplardan Anathema'nın kurucu üyesi ve grubun birçok şarkısının da yaratıcısı olan Daniel Cavanagh geçtiğimiz günlerde akustik projesiyle yine Türkiye'deydi. Ankara, Eskişehir ve İstanbul'da konserler veren Daniel Cavanagh'ın Jolly Joker İstanbul konserinin haberini alır almaz 14 Aralık Perşembe akşamımı boşa çıkardım. Kendisi de umutlarımızı boşa çıkarmadı haliyle. Akustik konserlerin farklı bir büyüsü vardır. Teknik ve repertuvar açısından altından kalkması kolay görünse de bazen izlediğiniz konser size tat vermez, bazı boşluklar kalır. Danny'nin akustik yönünün ne kadar güçlü olduğunu görme imkanına eriştiğim için öncelikle gerçekten çok mutlu oldum. Türkiye'ye sık sık gelen müzisyenlerden biri olduğu için "Cihangir'de ev tutacakmış" geyiklerine birçok kez maruz kalan Danny, konserine "Untouchable" ile başladı. Telefonuna kaydettiği setlist'te Anathema şarkılarından "Deep", "Are You There", "One Last Goodbye", "Fragile Dreams", "The Begining At The End" ve "Flying"i çalarak ortamdaki herkesin beklentilerini karşıladı. Daniel Cavanagh her ne kadar her çaldığı cover şarkıdan sonra "Mükemmel değildi, idare edin, tabii orijinalini dinlemek isterdiniz, beni hala dinlediğiniz için teşekkür ederim" gibi cümleler kurarak, kendisini tabir-i caizse eziklese de, bence kendisi cover konusunda da oldukça güçlü ve donanımlı bir isim. Şarkıların dokusunu bozmadan, ruhunu koruyarak yaptığı cover seçimleri de setlist'ine çok uygundu. Klavyesinin başına geçerek çaldığı "Radiohead - Street Spirit" ve "Pixies - Where Is My Mind", Anathema şarkılarının aralarına serpiştirdiği "Metallica - Nothing Else Matters", "Pink Floyd - Wish You Were Here", "Pink Floyd - Another Brick In The Wall" ve dünyanın en güzel şarkısı diye tabir ederek çalmaya başladığı "Led Zeppelin - Stairway To Heaven" kesinlikle çok başarılı seçimlerdi. Hiç bir boşluğa rastlamadan, "Bunun da cover'ı yapılmaz arkadaş" eleştirisi yapmadan, mis gibi şarkılar dinledik Daniel'dan. Seyirci ile iletişimi malum. Birçok kez Türkiye'de bulunmuş olmanın verdiği bir rahatlık mı desem, seyirciyle iletişimi tıpkı iki arkadaşın birbiriyle olan iletişimi gibiydi. Seyirciden istek almaya karar verdi, en çok "Angelica" dinlemek isteyenlerin sesi çıktı. Eğer yanlış anlamadıysam, "Aslında bu şarkıyı çalmayacaktım ama madem şu an Yunanistan'dayız" cümlesinin ardından peşi sıra gelen dünya barışı mesajlarıyla da durumu samimiyetle toparladı ve "Angelica"yı seslendirdi. Finalin ardından bis yapan Daniel'dan herkesin sabırla beklediği "Lost Control" nihayet geldi. Bu şarkıya yüklediğim anlamdan mıdır bilinmez ama bence ve tepkilere bakılırsa mekandaki herkese göre de konserin en iyi şarkısı "Lost Control"du. Daniel'ın duygusu, şarkıya kattığı ruh, enstrüman hakimiyeti bu şarkıda zirve yaptı. Ve altın vuruş. Hiç beklemediğim anda gelen sürpriz, "Pink Floyd - High Hopes" cover'ıydı. Seyircinin, Danny "hadi" demeden, kendiliğinden şarkının back vokallerine eşlik ettiği anlarda tüylerimiz diken diken oldu. Hep söylerim, Pink Floyd cansa "High Hopes" canandır. Konsere dair yadırgadığım tek şey ise seyirci sayısının az oluşuydu. Konserin hafta içi olması, havanın aşırı soğukluğu, bilet fiyatlarının 35 TL civarında seyretmesi gibi etkenler muhakkak vardır ama "Nasılsa Anathema'yı kaç kere izledik, buna gitmeyelim gerek yok" diye düşünerek gelmeyenler varsa bence çok şey kaçırdılar. Son olarak diyeceğim şudur ki; geyikler gerçek olsun, Daniel Cihangir'den ev tutsun. Tutsun da biz de sık sık izleyelim. Her ne kadar dünkü konserden olmasa da buyrun akustik "Lost Control"u siz de dinleyin;

1 yorum: